Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ağustos 2012 Cumartesi
Dünya Biri İçin Dönmeli
Dünya biri için dönmeli.
17 Ağustos 2012 Cuma
Bizim Nesil...
80
lerin politik duruşu
90
ların apolitik kuduruşu
2000
lerin yok oluşu içinde
...var
olmaya çalışan neslin nefer taslarıyız...
Özentinin,
Boyalı kültürün, Sahte kalitenin, Köpekleştirilmiş
yalan demokrasi,
Dört
duvar arası mahkumiyeti ve
1
metre bez parçası boğmacasında kandırmaca özgürlük
söylemlerinin;
Ülkemdeki
çıkmaz karanlığa girilirken ki ...son akşam yemeğiyiz biz
afiyetle TÜKETİLEN...
Sistemin
karnı bizimle doyuyor...
Serhat CAN
Serhat CAN
KALAS
Bahçe çitlerine bakıyordum. Sık aralıklarla
birbirilerine sokulmuş tahtacıklar. Hep yan yanalar, hep ama hep.
Birileri gelip onları ayırıp o çiti minik kalaslar haline
getirene dek sürekli yöresel bir dansı sergiler gibi yan
yana dururlar. Bazen sorun çıkabilir tabi. Mesela bir yağmur
yağar, eğrilir bazıları. O zaman işte dağılıp ayrılabilir
biri ya da birkaçı hatta hepsi bazen. Emekle bir araya
getirilmiş o kalaslar kalas olduğunu hatırlayıp yağmurun
yumuşaklığına aldanıp koy verir kendini. Güzelce bir araya
getirilmiş hatta bazen süslü, boyalı kalas birlikteliği
çiti, alıp ateşe falan atıp yakamazsınız. Çünkü
onlar kalaslar değil bir arada olduklarından güzel bir çittir.
Çitleri bir kenara bırakıp çiftlere bakacak olursak…
İki kişi yürüyorsan kaldırımda çiftsindir.
Konuşabilirsin, bakabilirsin ona, çukura düşecekken
yanındaki tarafından uyarılabilirsin ve düşmezsin iki
kişiysen. Hele bir de eli elindeyse yanındakinin korursun onu
korunursunda. Sevgilin, karın, kocan, çocuğun, kardeşin,
annen, baban. Böyle yaylı fayton gibi giderken yolda, kendini
su birikintisi sanan bir çamur deryasını göremezsin ve
seni tutan el çekebilir kuru yana. Tek başına dolaşırsan
yalnızsındır. Adın budur; ‘‘yalnız’’ Yalnızken gülersen
deli derler, yanında biri varsa adın mutlu olur. Yanında biri
varken ölmeye yeltenirsen, bak işte burada bir dezavantaj var;
ölemeye bilirsin. Katille yürürsen yolda
öldürülebilirsin o ayrı tabi. Yan yana iken mesela;
kafanı kırmak için birileri sokulursa sana, yenecek dayak
pay edilir aranızda. Gülsen de, dayak da yesen yani ikiden
ibaret olsa da bu yan yana olma hali, iyidir.
Duvar örerler ya tuğladan… Bir sürü tuğla
kullanılır. Tek tuğladan değil duvar, karateciye antrenman bile
olmaz. Evlerimiz neden duvarlardan oluşur? Karateciler bizimle
antrenman yapmasınlar diye.
Her şeyi bir kenara koyduk. Devlet dairelerinde falan sesinizi
çıkardınız mı hiç? Bırak daireyi falan, sokakta
ses çıkmıyor artık. Bilmem ne konusunda, bilmem ne
caddesinde ya da okulunda bugün protesto vardı. Kaç kişi
14,5 tan 15. Kalabalık güvenlik güçleri tarafından
dağıtıldı. N’olmuş? 15 kalas çit olmaya kalkmış.
Bahçivan gelip sökmüş hepsini. 15 tuğla bir araya
gelmiş karateciler gelip antrenman yapmışlar. Protesto edilen konu
sadece o 15 kişiyi rahatsız etmiş demek ki? Yani galiba öyle.
Ülkemizde nerede olduğunu bile bilmediğimiz Sarıbeyler
köyünün muhtarını protesto ediyordu onlar çünkü!
Muhtar karar almış. O 15 kişiyi de belirlemiş, onların yakacak
tezek ihtiyacında kesintiye gidilmiş. O 15 kalas da Ankara’ya
yürümeye kalkmışlar protesto için. Her halde
diyorum böyle oldu.
Bir şey söyleyecek isen çit olarak söyle. Bir şeyin
karşısında duracaksan duvar ol öyle dur.
Tuğlaysan kırarlar, kalas olursan yakarlar…
Serhat CAN - 25.04.2012
Etiketler:
Birliktelik,
Blog,
Deneme,
Emek,
Hikaye,
Kalabalık,
Kalas,
Politik,
Politika,
Protesto,
serhat,
serhat can,
Toplum,
Toplumsal,
Türkiye
Mavi Oyuncak Arabam
İkiye, üçe, beşe ayırdılar bizi.Sünniler Alevileri dövebilir.Türkler PKK yüzünden Kürt komşularını evlerine sokmayabilirler.
Bir
çorba kâsesi dostluklar yitirilip gidiyor.
Ermeni,
Rum, Çerkez, Çingene, Arap veya Afrika kökenli.
Biri
yere düşmeye görsün önceden, kolundan tutup
kaldırıl, bir bardak su verilmez miydi?
Yan
evde bizim mahallede yangın çıktı. Evsiz kaldı
komşularımız.
Komşunun
oğlu arkadaşımdı. Biz hep sokakta oynardık onunla ama akşam
ezanı okunana kadar evde olurduk. Şimdi ailece sokaktalar ama oyun
oynamıyorlar. Hava oldukça karanlık ve soğuk. Komşumuzun
evi yandı sokakta kaldılar. Koştular aldılar annemler onları
bize. Arkadaşım da, ben de çok küçüktük.
Oyun oynayalım dedim…
İstemedi.
Ses
bile vermedi. Korkmuş, yüzü gözü is içinde
sadece baktı bana.
Bir
hafta oldu olmadı. Mahallede bir kalabalıktır anlaşılmaz. Yani
ben anlamamıştım o zaman. Babama sürekli başka adamlar gelip
‘bu böyle olmaz’ diyorlar.
Ne
olmaz?
Müslüman
değillermiş onlar?
-Ne?
Dedim çocuk aklımla. Müslüman değiller miymiş?
Arkadaşım da mı? Gâvur mu?
İstemem
artık ben de. Mavi arabamla nah oynar bundan sonra!
O
zaman benim mavi oyuncak arabamın abdesti kaçar diye düşünmüş
olabilirim.
Nereden
duydum nasıl öğrendim bilmiyorum da Müslüman olmamak
kötü bir şey o zaman.
Babama
sürekli başka adamlar gelip yine bu böyle olmaz diyorlar.
-Olmaz
tabi atalım bunları evimizden. Gâvurmuş bunlar.
Ben
de ki gaz; Vatan toprağına düşman eli değmiş gibi!
Sonra
bir öğleden sonra eve geldim. Gâvurlar gitmişti. Anneme
dedim…
-Oh
be!
Nerede
benim mavi arabam rahatça oynayayım.
Baban
da dedi.
Babam
mı oynuyormuş? Akşam işten gelirken getirecekmiş.
-Peki
anne.
Akşam
oldu babam geldi. Mavi araba… yok!
Baba
arabam nerede?
Arkadaşına
verdim. Dedi.
Gâvura
vermiş oyuncağımı.
Bak
oğlum dedi. Biliyor musun bizim de evimize hırsız girmişti. Annen
sana hamileydi. Çok korkmuştu. Hırsızı biz komşu amcanla
beraber yakalayıp polise teslim etmiştik dedi.
Gâvura
bak sen… Babama yardım etmiş. Kapının dibi, pencere bitişiği
mavi arabamın ortak oyuncusu komşu gâvur arkadaşım. Mavi
arabam onda kalmıştı.
Babam
dedi ki arkadaşın arabanı çok istedi çünkü
onun bütün oyuncakları yangında yanmış.
Kızdın
mı bana oyuncağını verdim diye?
Kızmadım,
hiç kızar mıyım artık. Gâvur komşumuzla hırsız
bile yakalamışsınız. E bu adam o zaman gâvur falan ama iyi
adam demek ki benim arkadaşım da iyi çocuk zaten.
İyi
de madem iyiler… Neden mahallede babama gelip bu böyle olmaz
dediler.
Şimdilerde
anlıyorum. O zaman o –bu gâvurlar buradan gitsin
diyenlerin
hiçbirinin evine hırsız girmemiş, hiç birini evi
yanmamıştı. Ne yardım görmüş Ne yardım etmişlerdi.
Onlar sadece bizim gâvur komşuları sevmemekle yetinmişlerdi.
İnsanlık
gerektirir ki; iyi olun.
Dinimiz
der ki; iyi olun.
Akıl
mantık; iyi olun.
Doğarsın
iyisindir zaten.
Biz
bu kadar iyiyiz… İyiydik… Ne zaman kötü olduk? Neden
olduk?
Bizim
komşumuzla bile kötü olmamız birilerinin hoşuna mı
gidiyor?
Babam
mavi arabamı vermemiş. Komşu çocuk da istememiş zaten.
Şimdi
o çocukluk arkadaşımı arıyorum. Mavi Araba halâ
duruyor.
Gördüğüm
zaman hediye edeceğim ona…!
Serhat
CAN – 14.08.2012
SaNa YaZDıM (hıyar)
Kapı
açıldı bende içeri girdim. Başarısız bir giriş
olmalı ki yüzün yeteri kadar gülmüyordu sanki.
Öptüm yanaklarından onlarda pek sıcak sayılmazdı. Ben
bir anda paspas altındaki anahtarın yanında hissettim kendimi. Ama
olsun oradan çıkıp gelebilirdim senin yanına zira senin
yanı başında olabilmekti açık kapıdan içeri
girişimdeki amacım. Amaç sendin, paspas altı değil.
Zerdali güzeli
gözlerden bahseden türküler var ya sen biliyorsundur
onu. Hani şu halkçı sosyalist kızın söylediği türkü.
O türkü birde, ‘sakin ol’ el salla ama bana bunu
söylerken. Sonra bana öyle bir bak ki ben kendimi katil
gibi hissedeyim. Sonra gülüver bana kendimi iyi hissedeyim.
Sabah beni öperek uyandır. Sabahları ben güldüreyim
seni ama o sabahın sabah olduğunu görmezden gelerek. Sanki
kollarıma seni yeni almış da uykuya yeni dalacakmışız gibi
davranalım.
Şekersiz çay iç,
tuzsuz hıyar da yenilebilir tadın, tuzun ben olayım. Hıyarın da
benim zaten. Gözlük camının buğusu olayım
öpüşmelerimizde. Boynunun sol kısmında uyuyakalabilir
miyim? Parmak arası ter zerreciklerin, çay bardağındaki
dudak payın, saçlarının arası çıtçıtlı
tokan, belindeki gamzelerine gömülmüş sevdalı küçük
bir zararsız bakterin olabilir miyim?
Serhat CAN 13.09.2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)