Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Dünya Biri İçin Dönmeli


Dünya biri için dönmeli.
Zira gerisi sadece mide bulantısı.
Biri olmalı.
Aşk.
Dost.
Ailenden biri.
Dünya biri için dönmeli.
Evveliyatında olsun ya da geleceğinde.
Ama dünya biri için dönmeli.
Elini sevgilinin eline sımsıkı bağla.
Dön sonra durma.
Ateş alsın bedenin.
Yakın bir yerlerde şehirler yansın.
Rüzgârları umut et.
Başka yanmamış şehirlere uçursun seni.
Yalnız mutlaka dünya biri için dönmeli.
Zira gerisi sadece mide bulantısı.
Kulüp rakısı içmiş gibi,
Üçüncü sınıf bir pavyonda.
Midenin bulantısı herkesin sevdalısı şarkıcı sevda.
Pavyon şarkıcısı.
Dudaklarında meşhur bir piyasa şarkı.
Ayakların birbirine dolaşır.
Dönüyor dünya.
Sebepsiz mi olacak her zaman.
Hayır.
Dünya biri için dönmeli.
Zira gerisi sadece mide bulantısı.


28.08.2008
SERHAT CAN

17 Ağustos 2012 Cuma

Bizim Nesil...




80 lerin politik duruşu
90 ların apolitik kuduruşu
2000 lerin yok oluşu içinde
...var olmaya çalışan neslin nefer taslarıyız...

Özentinin, Boyalı kültürün, Sahte kalitenin, Köpekleştirilmiş yalan demokrasi,
Dört duvar arası mahkumiyeti ve
1 metre bez parçası boğmacasında kandırmaca özgürlük söylemlerinin;

Ülkemdeki çıkmaz karanlığa girilirken ki ...son akşam yemeğiyiz biz afiyetle TÜKETİLEN...
Sistemin karnı bizimle doyuyor...

Serhat CAN



KALAS

Bahçe çitlerine bakıyordum. Sık aralıklarla birbirilerine sokulmuş tahtacıklar. Hep yan yanalar, hep ama hep. Birileri gelip onları ayırıp o çiti minik kalaslar haline getirene dek sürekli yöresel bir dansı sergiler gibi yan yana dururlar. Bazen sorun çıkabilir tabi. Mesela bir yağmur yağar, eğrilir bazıları. O zaman işte dağılıp ayrılabilir biri ya da birkaçı hatta hepsi bazen. Emekle bir araya getirilmiş o kalaslar kalas olduğunu hatırlayıp yağmurun yumuşaklığına aldanıp koy verir kendini. Güzelce bir araya getirilmiş hatta bazen süslü, boyalı kalas birlikteliği çiti, alıp ateşe falan atıp yakamazsınız. Çünkü onlar kalaslar değil bir arada olduklarından güzel bir çittir.

Çitleri bir kenara bırakıp çiftlere bakacak olursak… İki kişi yürüyorsan kaldırımda çiftsindir. Konuşabilirsin, bakabilirsin ona, çukura düşecekken yanındaki tarafından uyarılabilirsin ve düşmezsin iki kişiysen. Hele bir de eli elindeyse yanındakinin korursun onu korunursunda. Sevgilin, karın, kocan, çocuğun, kardeşin, annen, baban. Böyle yaylı fayton gibi giderken yolda, kendini su birikintisi sanan bir çamur deryasını göremezsin ve seni tutan el çekebilir kuru yana. Tek başına dolaşırsan yalnızsındır. Adın budur; ‘‘yalnız’’ Yalnızken gülersen deli derler, yanında biri varsa adın mutlu olur. Yanında biri varken ölmeye yeltenirsen, bak işte burada bir dezavantaj var; ölemeye bilirsin. Katille yürürsen yolda öldürülebilirsin o ayrı tabi. Yan yana iken mesela; kafanı kırmak için birileri sokulursa sana, yenecek dayak pay edilir aranızda. Gülsen de, dayak da yesen yani ikiden ibaret olsa da bu yan yana olma hali, iyidir.

Duvar örerler ya tuğladan… Bir sürü tuğla kullanılır. Tek tuğladan değil duvar, karateciye antrenman bile olmaz. Evlerimiz neden duvarlardan oluşur? Karateciler bizimle antrenman yapmasınlar diye. 

Her şeyi bir kenara koyduk. Devlet dairelerinde falan sesinizi çıkardınız mı hiç? Bırak daireyi falan, sokakta ses çıkmıyor artık. Bilmem ne konusunda, bilmem ne caddesinde ya da okulunda bugün protesto vardı. Kaç kişi 14,5 tan 15. Kalabalık güvenlik güçleri tarafından dağıtıldı. N’olmuş? 15 kalas çit olmaya kalkmış. Bahçivan gelip sökmüş hepsini. 15 tuğla bir araya gelmiş karateciler gelip antrenman yapmışlar. Protesto edilen konu sadece o 15 kişiyi rahatsız etmiş demek ki? Yani galiba öyle. Ülkemizde nerede olduğunu bile bilmediğimiz Sarıbeyler köyünün muhtarını protesto ediyordu onlar çünkü! Muhtar karar almış. O 15 kişiyi de belirlemiş, onların yakacak tezek ihtiyacında kesintiye gidilmiş. O 15 kalas da Ankara’ya yürümeye kalkmışlar protesto için. Her halde diyorum böyle oldu.

Bir şey söyleyecek isen çit olarak söyle. Bir şeyin karşısında duracaksan duvar ol öyle dur. 
Tuğlaysan kırarlar, kalas olursan yakarlar…

Serhat CAN - 25.04.2012

Mavi Oyuncak Arabam


İkiye, üçe, beşe ayırdılar bizi.Sünniler Alevileri dövebilir.Türkler PKK yüzünden Kürt komşularını evlerine sokmayabilirler.


Bir çorba kâsesi dostluklar yitirilip gidiyor.
Ermeni, Rum, Çerkez, Çingene, Arap veya Afrika kökenli.
Biri yere düşmeye görsün önceden, kolundan tutup kaldırıl, bir bardak su verilmez miydi?
Yan evde bizim mahallede yangın çıktı. Evsiz kaldı komşularımız.
Komşunun oğlu arkadaşımdı. Biz hep sokakta oynardık onunla ama akşam ezanı okunana kadar evde olurduk. Şimdi ailece sokaktalar ama oyun oynamıyorlar. Hava oldukça karanlık ve soğuk. Komşumuzun evi yandı sokakta kaldılar. Koştular aldılar annemler onları bize. Arkadaşım da, ben de çok küçüktük. Oyun oynayalım dedim…
İstemedi.
Ses bile vermedi. Korkmuş, yüzü gözü is içinde sadece baktı bana.

Bir hafta oldu olmadı. Mahallede bir kalabalıktır anlaşılmaz. Yani ben anlamamıştım o zaman. Babama sürekli başka adamlar gelip ‘bu böyle olmaz’ diyorlar.
Ne olmaz?
Müslüman değillermiş onlar?
-Ne? Dedim çocuk aklımla. Müslüman değiller miymiş? Arkadaşım da mı? Gâvur mu?
İstemem artık ben de. Mavi arabamla nah oynar bundan sonra!
O zaman benim mavi oyuncak arabamın abdesti kaçar diye düşünmüş olabilirim.
Nereden duydum nasıl öğrendim bilmiyorum da Müslüman olmamak kötü bir şey o zaman.

Babama sürekli başka adamlar gelip yine bu böyle olmaz diyorlar.
-Olmaz tabi atalım bunları evimizden. Gâvurmuş bunlar.
Ben de ki gaz; Vatan toprağına düşman eli değmiş gibi!

Sonra bir öğleden sonra eve geldim. Gâvurlar gitmişti. Anneme dedim…
-Oh be!
Nerede benim mavi arabam rahatça oynayayım.
Baban da dedi.
Babam mı oynuyormuş? Akşam işten gelirken getirecekmiş.
-Peki anne.

Akşam oldu babam geldi. Mavi araba… yok!
Baba arabam nerede?
Arkadaşına verdim. Dedi.
Gâvura vermiş oyuncağımı.

Bak oğlum dedi. Biliyor musun bizim de evimize hırsız girmişti. Annen sana hamileydi. Çok korkmuştu. Hırsızı biz komşu amcanla beraber yakalayıp polise teslim etmiştik dedi.

Gâvura bak sen… Babama yardım etmiş. Kapının dibi, pencere bitişiği mavi arabamın ortak oyuncusu komşu gâvur arkadaşım. Mavi arabam onda kalmıştı.
Babam dedi ki arkadaşın arabanı çok istedi çünkü onun bütün oyuncakları yangında yanmış.
Kızdın mı bana oyuncağını verdim diye?
Kızmadım, hiç kızar mıyım artık. Gâvur komşumuzla hırsız bile yakalamışsınız. E bu adam o zaman gâvur falan ama iyi adam demek ki benim arkadaşım da iyi çocuk zaten.

İyi de madem iyiler… Neden mahallede babama gelip bu böyle olmaz dediler.

Şimdilerde anlıyorum. O zaman o –bu gâvurlar buradan gitsin
diyenlerin hiçbirinin evine hırsız girmemiş, hiç birini evi yanmamıştı. Ne yardım görmüş Ne yardım etmişlerdi. Onlar sadece bizim gâvur komşuları sevmemekle yetinmişlerdi.

İnsanlık gerektirir ki; iyi olun.
Dinimiz der ki; iyi olun.
Akıl mantık; iyi olun.
Doğarsın iyisindir zaten.

Biz bu kadar iyiyiz… İyiydik… Ne zaman kötü olduk? Neden olduk?
Bizim komşumuzla bile kötü olmamız birilerinin hoşuna mı gidiyor?

Babam mavi arabamı vermemiş. Komşu çocuk da istememiş zaten.
Şimdi o çocukluk arkadaşımı arıyorum. Mavi Araba halâ duruyor.
Gördüğüm zaman hediye edeceğim ona…!

Serhat CAN – 14.08.2012 

SaNa YaZDıM (hıyar)



Kapı açıldı bende içeri girdim. Başarısız bir giriş olmalı ki yüzün yeteri kadar gülmüyordu sanki. Öptüm yanaklarından onlarda pek sıcak sayılmazdı. Ben bir anda paspas altındaki anahtarın yanında hissettim kendimi. Ama olsun oradan çıkıp gelebilirdim senin yanına zira senin yanı başında olabilmekti açık kapıdan içeri girişimdeki amacım. Amaç sendin, paspas altı değil.

Zerdali güzeli gözlerden bahseden türküler var ya sen biliyorsundur onu. Hani şu halkçı sosyalist kızın söylediği türkü. O türkü birde, ‘sakin ol’ el salla ama bana bunu söylerken. Sonra bana öyle bir bak ki ben kendimi katil gibi hissedeyim. Sonra gülüver bana kendimi iyi hissedeyim. Sabah beni öperek uyandır. Sabahları ben güldüreyim seni ama o sabahın sabah olduğunu görmezden gelerek. Sanki kollarıma seni yeni almış da uykuya yeni dalacakmışız gibi davranalım.

Şekersiz çay iç, tuzsuz hıyar da yenilebilir tadın, tuzun ben olayım. Hıyarın da benim zaten. Gözlük camının buğusu olayım öpüşmelerimizde. Boynunun sol kısmında uyuyakalabilir miyim? Parmak arası ter zerreciklerin, çay bardağındaki dudak payın, saçlarının arası çıtçıtlı tokan, belindeki gamzelerine gömülmüş sevdalı küçük bir zararsız bakterin olabilir miyim?

Serhat CAN 13.09.2007